FSM Vakıf Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@FSM, FSM Vakıf Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Öğe , Oryantalist Literatürde İslam Sanatında Geometrik Desenlerin Temsili(M. Nezih Başgelen, 2025) Sönmez, Serap EkizlerBu makale, 19. ve 20. yüzyılda Batılı araştırmacıların İslam sanatındaki geometrik desenleri ele alış biçimlerini oryantalist literatür bağlamında incelemektedir. Çalışmada Jules Bourgoin, Ernest Hanbury Hankin, Owen Jones, James Wild, Pascal-Xavier Coste, Émile Prisse d’Avennes ve James Cavanah Murphy gibi figürlerin yayınları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Analiz, söz konusu metinlerde desenlerin çoğunlukla görsel repertuar ve dekoratif unsur düzeyinde belgelendiğini, buna karşılık Bourgoin’in sınıflama önerileri ya da Hankin’in “temas hâlindeki çokgen” yaklaşımı gibi örneklerde üretim mantığını çözümlemeye dönük sistematik girişimlerin de bulunmakta olduğunu göstermektedir. Ayrıca “Arap sanatı” ve “Arabesque” gibi üst başlıklarla yapılan sınıflandırmaların, dönemin epistemolojik ve estetik yönelimleriyle bağlantılı olduğu tartışılmaktadır. Terminolojinin oluşum süreçleri, görselleştirme teknikleri ve sınıflandırma mantıkları bağlamında bu literatürün işleyişi ortaya konulmaktadır. Böylece İslam sanatında geometrik desenlerin oryantalist söylemde tarih dışı ve yalnızca dekoratif bir alan olarak kodlanmasına yol açan temsillerin sınırları görünür kılınmakta, görsel benzerlik temelli yaklaşımların metodolojik açmazları belirginleşmektedir.Öğe Türü: Öğe , Quantum Biosensors for Cardiovascular Disease Detection(Wiley, 2026) Yücer, Şeydanur; Saraç, Begüm; Çiftçi, FatihCardiovascular diseases (CVDs) are among the leading causes of death globally, with early diagnosis posing significant challenges due to subtle initial symptoms and disease complexity. Traditional diagnostic methods often fall short in detecting early-stage CVDs, highlighting the need for more advanced technologies. Quantum biosensors have emerged as a promising solution, utilizing quantum mechanics principles—such as entanglement, tunneling, and superposition to detect cardiovascular biomarkers with exceptional sensitivity at the nanoscale. Recent developments have focused on enhancing these sensors by integrating them with nanomaterials and microfluidic systems, enabling faster and more accurate detection. Moreover, incorporating quantum biosensors into wearable technologies offers potential for continuous, real-time cardiovascular monitoring. Despite their promise, challenges related to scalability, cost, and integration into current healthcare infrastructure must be addressed. Nevertheless, quantum biosensors represent a significant advancement in early diagnosis and personalized treatment of CVDs, and ongoing research continues to push their development forward.Öğe Türü: Öğe , Quantum Biosensing in Infectious Disease Diagnostics(Wiley, 2026) Saraç, Begüm; Yücer, Şeydanur; Çiftçi, FatihThe emergence of infectious diseases continues to pose a serious global health threat, driving the need for highly sensitive, specific, and rapid diagnostic methods. Quantum biosensing offers a groundbreaking approach by exploiting the unique quantum properties of nanomaterials to achieve superior sensitivity and accuracy. This chapter focuses on key quantum biosensing platforms, particularly graphene quantum dots (GQDs) and nitrogen-vacancy (NV) centers in diamond, which have shown strong potential in detecting viral, bacterial, and fungal pathogens. Compared to conventional diagnostics like polymerase chain reaction (PCR) and enzyme-linked immunosorbent assays (ELISA), quantum biosensors provide faster, more cost-effective, and miniaturized solutions capable of detecting pathogens at ultralow concentrations. Their ability to perform real-time, label-free, and multiplexed detection makes them highly suitable for point-of-care applications. The chapter also explores future directions, including AI-enhanced quantum diagnostics, portable sensors, and integration with microfluidic and lab-on-a-chip systems. As the field advances, quantum biosensing is expected to revolutionize infectious disease diagnostics, contributing to precision medicine and global health preparedness.Öğe Türü: Öğe , Hafiflik İlleti ve Arapçayı Yabancı Dil Olarak Öğrenenler İçin Nahiv ve Sarf Konularının Sıralanmasına Etkisi(Mehmet Ayhan, 2026) Çelik, Muhammet; Darwich, MalekModern çalışmaların dil geleneğiyle ilişkilendirilmesi, müfredatın daha gerçekçi ve süreklilik arz eden bir yapıya kavuşmasını sağlar, çağdaş öğrencilerin ihtiyaçlarının karşılanmasına imkân verir ve dil kazanımı ile dil yapısının anlaşılmasında doğal bir kademelendirme sağlar. Çalışmada, nahiv ve sarf mirasının işlevselliğini ve etkinliğini yansıtma bakımından, eski Arap dilbilimcilerin eserlerinde yer alan bilgilerin yalnızca teorik gerekçeler olmadığı, aksine eğitim sürecinde uygulanabilir bir temel oluşturduğu gösterilmektedir. Gramer incelemelerini kapsayan dilbilim çalışmalarındaki illet ve gerekçelendirme yöntemlerinin tahlil edilmesi, dilin gerçekliğini daha iyi anlamamızı sağlamakta ve Arapçayı yabancı dil olarak öğreten müfredat tasarımcılarının basit kuralları öne almasını ve karmaşık kuralları sonraki merhalelere ertelemesini mümkün kılmaktadır. Dil öğretiminin temel ilkelerinden olan basitten karmaşığa, kolaydan zora doğru giden tedrici öğretim bu sayede sağlanmış olur, eğitim süreci akıcı ve sorunsuz ilerler. İllet konusu bu alanda büyük bir etkiye sahiptir ve bundan faydalanmak mümkündür. Ayrıca, bu illetlerden “hafiflik” illeti, klasik nahiv kitaplarında en çok tekrar edilen illetlerden biri olup, bazı dilbilimciler tarafından illetlerin esası olarak kabul edilmiştir. Anadili Arapça olmayanlara Arapça öğretme programlarında veya bu programlar için hazırlanmış öğretim setlerinde konu sıralamasına dair dikkate alınması gereken gerekçelerden biri de klasik nahiv ve nahiv usulü kitaplarında “hafiflik” (hiffet) veya “hafifleme” (tahfif) dedikleri bu illettir. Nitekim klasik nahivde de bu illetin işlevselliği üzerinden çoğu sarf veya nahiv konusu “hafif” ve “ağır” olarak sınıflandırılmış, hafif olan öne alınmış, ağır olan ise sonraya bırakılmıştır. Analitik inceleme ve tasnif yönteminin kullanıldığı araştırmada isimler, fiiller, mastarlar ve diğer kelime türleri hafiflik ve zorluk derecelerine göre karşılaştırılıp öğretimdeki yerleri tespit edilmeye çalışılmıştır.Öğe Türü: Öğe , Evaluation of Simulated Rainfall Patterns in Control Plot Subsections(Artvin Çoruh Üniversitesi, 2026) Demircioğlu, Abdullah Emin; Kesgin, Erdal; Gezici, Kadir; Şengül, Selim; Kesgin, R. İlayda TanRainfall simulators have been used for many years in laboratory settings to simulate natural rainfall. This natural precipitation produced in a laboratory environment is particularly important for hydrological research in controlled laboratory environments where its natural variability can be examined in detail. This study examines the spatial variability of rainfall's fundamental parameters, intensity, uniformity, and drop diameter, in a nine-subarea arrangement within a single-channel rainfall simulator. To observe how the distribution patterns change depending on rainfall intensity within the simulator's operating range of 30-140 mmh⁻¹, we conducted simulations at four different intensities (40, 70, 80, and 100 mmh⁻¹). Within the channel area, I (rainfall intensity) showed local variations. Similarly, Christiansen's uniformity coefficients (CU) ranged from 69% to 95%. However, local CU values in some sub-regions were significantly lower than these averages. D50 (median drop diameter) varied between 1.32 and 1.77 mm for different densities and sub-areas. Generally, it was observed that homogeneity improved as rainfall intensity increased, but there were still significant differences within the area. The size of the raindrops varies depending on where they fall, with larger drops generally observed in the middle of the area (A3, A4, A5). These results contradict the common assumption of uniform rainfall intensity within the channel area and highlight the necessity of sub-area-based analysis for the accurate interpretation of simulated rainfall experiments.


















