FSM Vakıf Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@FSM, FSM Vakıf Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Öğe , Kişilik Özellikleri, Benliğin Ayrımlaşması, Öz Yansıtma ve İçgörünün Duygusal Otantiklik Üzerindeki Etkisi: Genç Yetişkinler Örneği(ODTÜ- AYNA Klinik Psikoloji Destek Ünitesi, 2026) Altunay, Cansel; Astar, MelekBu çalışmanın amacı, benliğin ayrımlaşması, büyük beşli kişilik özellikleri, öz yansıtma ve içgörü değişkenlerinin duygusal otantiklik üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Araştırma kapsamında, 18-35 yaş arası genç yetişkinden oluşan 401 katılımcı tarafından çevrimiçi ortamda Duygusal Otantiklik Ölçeği, Büyük Beş-50 Kişilik Testi, Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği ve Kendine Yansıtma ve İçgörü Ölçeği ve çeşitli demografik özellikleri sorgulayan bir demografik form yanıtlanmıştır. Veri analizi için Duygusal Otantiklik Ölçeği toplam puanı, otantik davranış, duygusal kaçınma ve dış etkiyi kabullenme alt boyutları ile her bir bağımsız değişkenin alt boyutları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi; bağımsız değişkenlerin alt boyutlarının Duygusal Otantiklik ve alt boyutlarını nasıl etkilediğini incelemek amacıyla Stepwise Tekniği ile Çoklu Doğrusal Regresyon Modelleri tahmin edilmiştir. Bulgular, duygusal otantikliği en iyi şekilde yordayan faktörlerin ben pozisyonu, duygusal kopma, içgörü, başkalarına bağımlılık ve öz yansıtma değişkenleri olduğunu; bu nedenle duygusal otantikliğin oldukça karmaşık bir yapıda olan ve birçok farklı faktörden etkilenen kapsamlı bir konsept olduğunu göstermektedir. Mevcut bulgular alanyazın ışığında tartışılmıştır.Öğe Türü: Öğe , Partneri Tarafından Şiddete Maruz Bırakılan Kadınların Travma Sonrası Büyüme Kapasitelerinin İlişkili Değişkenler Açısından İncelenmesi(ODTÜ- AYNA Klinik Psikoloji Destek Ünitesi, 2026) Sunguroğlu, Şevval; Kumova, FilizBu çalışmanın amacı hayatının herhangi bir döneminde partneri tarafından fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz bırakılmış kadınların travma sonrası büyüme düzeylerinin algılanan genel stres seviyesi, maruz kalınan şiddetin derecesi, kişilerarası duygu düzenleme düzeyi ve Kernberg kuramı çerçevesinde psikodinamik perspektiften nevrotik kişilik organizasyonu ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya toplam 146 kadın katılmıştır. Katılımcılardan Bilgi Formu, Kadına Yönelik Şiddet Derecelendirme Ölçeği, Kişilik Organizasyonları Envanteri, Travma Sonrası Büyüme Ölçeği, Algılanan Stres Seviyesi Ölçeği ve Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeğinden oluşan anket formu aracılığıyla veriler toplanmıştır. Araştırma verileri, korelasyon, çoklu doğrusal regresyon analizi ve bağımsız gruplar t- testi kullanılarak incelemiştir. Araştırmada, ilgili değişkenlerden sadece algılanan stres seviyesi ile kişilerarası duygu düzenleme becerilerinin travma sonrası büyüme kapasitesini anlamlı bir şekilde yordadığı, travma sonrası büyüme ile kimlik difüzyonu arasında da negatif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, sınır durum kişilik organizasyonuna sahip katılımcıların, maruz kaldıkları şiddetin derecesinin, algılanan stres seviyelerinin ve kişilerarası duygu düzenleme puanlarının, nevrotik gelişim düzeyindeki katılımcılara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Travma sonrası büyüme açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Elde edilen sonuçlar, kadına yönelik şiddet bağlamında travma sonrası büyüme ile kişilik örgütlenmeleri, algılanan genel stres düzeyi ve kişilerarası duygu düzenleme arasındaki ilişkiler üzerinden tartışılmıştır.Öğe Türü: Öğe , Fatih: Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Bülteni, 32(Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, 2025) Şensöz, İslamAsırlar boyunca bu topraklarda inşa edilen vakıflar, yalnızca maddi destek mekanizmaları değil, aynı zamanda ilmi, ahlâkı ve toplumsal huzuru besleyen güçlü kurumlar olmuştur. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi de bu köklü mirasın çağımızdaki müstesna temsilcilerinden biridir. Üniversitemiz, eğitim-öğretim faaliyetlerinden araştırma-geliştirme çalışmalarına, ulusal ve uluslararası iş birliklerinden kültür ve sanat etkinliklerine kadar pek çok alanda istikrarlı bir gelişim göstermiştir. Akademik kadromuzun nitelikli çalışmaları, öğrencilerimizin artan başarıları ve kurumsal kapasitemizi güçlendiren yatırım ve işbirlikleri, Üniversitemizin bilim dünyasındaki yerini daha da sağlamlaştırmıştır. Kurumumuzda yaşanan akademik, kültürel ve toplumsal gelişmeleri bir araya getiren 2025 yılının özetini sunduğumuz Fatih Bülten’in 32. sayısını siz değerli okurlarımızla buluşturmanın memnuniyetini yaşıyoruz. Bu sayı, yalnızca bir dönemin faaliyetlerini aktaran yayın olmanın ötesinde, kurumsal hafızamızı ve düşünce istikametimizi birlikte görünür kılarak geleceğe taşımaktadır. Adını ilmin, sanatın ve medeniyetin asırlardır süregelen hafızasını taşıyan Ayasofya Medresesi’nden alan Ayasofya bülteni, bugüne kadar ilim ve düşünce dünyamıza müstesna katkılar sunmuş, kendi mecrasında saygın bir yer edinmiştir. Elinizdeki bu sayı ile birlikte, Ayasofya’nın temsil ettiği fikrî derinlik ile Fatih Bülten’in kurumsal ve akademik belleğini aynı yayın dili içinde buluşturuyoruz. Amacımız, ilmi üretimi, düşünceyi ve toplumsal sorumluluğu ortak bir zeminde, bütüncül bir bakışla ele almaktır. Geride bıraktığımız dönemde Üniversitemiz, eğitim- öğretimden araştırma-geliştirme faaliyetlerine, ulusal ve uluslararası iş birliklerinden kültür ve sanat çalışmalarına kadar pek çok alanda istikrarlı ve nitelikli bir gelişim göstermiştir. Hızla değişen ve dönüşen günümüz dünyasında üniversitelerin sorumluluğu, yalnızca bilgi üretmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda eleştirel düşünebilen, etik sorumluluk taşıyan ve toplumsal duyarlılığı yüksek bireyler yetiştirmek de bu görevin ayrılmaz bir parçasıdır. Üniversitemiz, bilimsel üretimi toplumsal fayda perspektifiyle bütünleştiren çalışmalarını kararlılıkla sürdürmüştür. Medeniyet hafızamızın merkezinde yer alan bir mekân olan Ayasofya Medresemizde gerçekleştirmeye başladığımız Ayasofya Söyleşileri, insanı ve anlamı merkeze alan nitelikli düşünce buluşmalarına zemin hazırlamıştır. Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’a fahri doktora unvanı tevdi edilmesi ise, Üniversitemizin bilime, emeğe ve vefaya verdiği değerin anlamlı bir nişanesi olmuştur. Akademisyenlerimizin dünyanın en etkili bilim insanları arasında yer alması ve Bilim Kafe etkinlikleriyle bilginin toplumla buluşturulması, bu istikrarlı duruşun somut göstergeleri arasında yer almaktadır. Tüm bu çalışmalar, geçmişten devraldığımız vakıf mirasını geleceğe taşıma irademizin bir yansımasıdır. Kurucu vakıflarımızın bizlere emanet ettiği bu değerli miras, bilimi ahlâkla, akademik üretimi toplumsal sorumlulukla birlikte düşünmemize rehberlik etmektedir. Fatih Bülten’in bir sonraki sayısında Üniversitemizin bilim dünyasına yeni katkıları, öğrencilerimizin başarıları ve tüm yerleşkelerimizdeki nitelikli faaliyetlerimizi sizler ile buluşturmak adına akademik ve idari kadrolarımızla özverili bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu vesileyle tüm mensuplarımıza, değerli okurlarımıza saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.Öğe Türü: Öğe , AGFP: A Deep Attention-Guided Framework for DWT-Based Image Steganography(Wiley, 2026) Çevik, Taner; Çevik, Nazife; Paşaoğlu, Ali; Şahin, Fatih; Kiani, Farzad; Ag, Muhammed SaitThis study introduces a novel attention-guided Discrete Wavelet Transform (DWT)-based steganography framework, named Attention-Guided Feature Perturbation (AGFP), which integrates deep visual attention maps with transform-domain embedding to enhance imperceptibility, robustness, and steganalysis resistance. Unlike recent deep-learning-based steganographic systems such as iSCMIS, JARS-Net, and RMSteg, which achieve high visual fidelity but are susceptible to statistical detection, AGFP perturbs only those wavelet coefficients that are identified as perceptually and statistically stable by attention mechanisms extracted from pre-trained CNN models (VGG19, ResNet50, AlexNet, and GoogLeNet). The proposed method is evaluated on the USC-SIPI dataset and the BOSSBase 1.01 benchmark. Experimental results show that AGFP achieves PSNR values between 64.29 and 55.43 dB and SSIM scores between 0.9999 and 0.9989 across varying payloads, indicating consistently high visual quality. While iSCMIS reports slightly higher PSNR and SSIM values, AGFP significantly outperforms all compared methods in bit error rate (BER)—achieving 0.01–0.12, compared to 0.45–0.47 for iSCMIS, 0.31–0.37 for RMSteg, and 0.57–0.75 for JARS-Net. Furthermore, AGFP attains the lowest RS, SPA, and SRM steganalysis detection scores among both classical and deep-learning-based systems. These results confirm that AGFP offers a more balanced and secure steganographic solution, combining high imperceptibility with substantially enhanced robustness and detectability resistance, positioning it as a strong alternative to recent deep-learning-based steganographic frameworks.Öğe Türü: Öğe , Revisiting Workplace Mobbing: Tweets and Qualitative Analysis in Türkiye Case(Springer Nature, 2026) Fındıklı, Mine Afacan; Morgül, Gözde; Anka, Fateme Aysin; Sahmoud, Shaaban; Kiani, FarzadThe globality of mobbing points to huge influence of economic issues over social and societal aspects in the life dynamics of work. COVID-19 presents a new kind of crisis that transforms these factors and establishes new norms in working life simultaneously. Mobbing is to be defined, in this perspective, as the modifications of situation of work and expectations of workers retraining the boundaries and manifestation of mobbing. This study examines the impact of dislocating mobbing, which is a kind of violence that deteriorates the quality of life for employees as well as workplace productivity, in terms of the new dynamics of mobbing and existing dimensions of mobbing-the COVID-19 perspective. Mixed methods research was carried out through macrolevel collection and analysis of tweet data alongside micro-level focus group interviews. While macro findings identified general mobbing dimensions, micro findings revealed more indirect, implicit and specific means of power imbalance. The findings of the research identify emerging gaps in organisational practice regarding diversity and inclusion via the lens of increasing and latent specific power imbalances. In both data analyses, a new dimension of mobbing was identified: the perception of injustice. The emergence of injustice as a new dimension provides a more comprehensive perspective on current practices. The findings of this research are expected to provide valid approaches towards reiteration of existing organisational practices and human resources training.


















