Seçilmiş Örnekler Bağlamında Fatih Dönemi Minyatürlerinin Teknik Çözümlemesi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethiyle başlayan yeni dönemde, içeride ve dışarda birçok yenilik hareketinin ortaya çıktığı görülmektedir. Her alanda kendini hissettiren bu yenileşme, kültür ve sanat ortamında da kendini göstermiştir. Fatih gibi bir cihan sultanının bilim ve sanata olan ilgisi ve merakı, Osmanlı kültürünün kapılarını Doğu ve Batı kültürlerine açmasında önemli rol oynamıştır. İstanbul’un fethinden önce Edirne sarayında bir nakkaşhanenin varlığı bilinmektedir. Fetihten sonra ise Topkapı Sarayı’nın (yeni saray) yakınlarına bir nakkaşhane yapılmış, bu nakkaşhanelerde fethedilen bölgelerden getirilen sanatçılar ile yerli sanatçıların ortak çalışması sonucunda Osmanlı minyatür sanatı kendi ekolünü oluşturmuştur. Dönemin minyatürlü el yazmaları incelendiğinde metine bağlı, sakin, dingin bir resim dilinin oluştuğu görülür. Bu çalışmada, oluşum süreci dahilinde Osmanlı minyatürünün hangi ekollerden etkilendiğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Fatih nakkaşhanelerinde yazılmış eserlerin, yurt dışı kütüphanelerine nasıl çıkarıldığı bilinmemekte olup, döneme ait değerlendirilecek eser sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir. Bu döneme ait olan eserler üzerinde yapılan çalışmalarda, üslup birliğinden söz edilebilir. Kolofonu belli olmayan TSMK’da R.989 numarada kayıtlı olan Külliyat-ı Kâtibi adlı yazmadaki minyatürlerin, Fatih nakkaşhanesi ürünü olan ve halen Oxford Bodlein Library’de bulunan Tebrizi’ye ait Dilsuzname adlı küçük boyutlu eserdeki minyatürler ile oldukça benzerlik göstermesi dikkat çekmiştir. Bu benzerlikten dolayı Külliyat-ı Katibî adlı yazmanın, Fatih Nakkaşhanesinde hazırlanmış olduğu kanısına varılmıştır. Osmanlı minyatür üslubunun anlaşılması açısından, bu iki yazma minyatürleri oldukça önem taşımaktadır. Bu araştırmalar geçmişten gelen kültürel mirasımızın öneminin kavranmasına ve buna sahip çıkma liyakatına ulaşmamıza vesile olmaktadır. Çalışma, giriş bölümünden sonra, beş ana başlık altında toplanarak, birinci bölümde minyatür sanatının oluşumu ve tarihçesi İslam’da minyatür sanatı, İslam da resim yasağı konularına yer verilmiştir. İkinci bölümde Doğu medeniyetinin 15. yüzyılda minyatür sanatında geldiği nokta ile Batı’da minyatür, dönemler, ekoller, eserler ve nakkaşlar ele alınmıştır. Üçüncü bölüm Fatih dönemine gelinceye kadar minyatür sanatının hangi süreçten geçtiği konusuna değinilmiştir. Dördüncü bölüm ise Fatih dönemi yazmalarındaki Osmanlı üslubunun oluşmasını sağlayan minyatürlerin üslup analizi yapılmıştır. Beşinci bölüm ise Fatih dönemi portreciliğine ayrılarak, portrelerde doğu ve batı etkisi tahlil edilmiştir.










