Küresel Bir İdari İşlem Mi? Maddi ve Usul Hukuku Arasında Mülteci Statüsünün Belirlenmesi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu makale, mülteci statüsü belirleme (bundan sonra MSB olarak anılacaktır) sürecinde maddi hukuk ile usul hukuku arasındaki farkları, özellikle küresel idari alan bağlamında idari iĢlemlerin kavramına ve iĢlevine odaklanarak incelemektedir. Maddi hukuk açısından bakıldığında, mülteci tanımı, 1951 SözleĢmesi ve 1967 Mültecilerin Statüsüne ĠliĢkin Protokol tarafından birleĢik ve açık bir Ģekilde belirtilmiĢtir. Sonuç olarak, MSB kurucu değil, beyan edici olarak kabul edilmektedir. Buna karĢılık, MSB‘ye iliĢkin usul hukuku adem-i merkeziyetçidir ve her bir devlet, mülteci statüsü belirleme yetkisini kendi ulusal düzenlemeleri çerçevesinde sürdürmektedir. Bu durum Ģu Ģekilde tanımlanabilir: "Maddi hukuk küresel, usul hukuku yereldir." BMMYK, küresel mülteci kurumu olarak, MSB iĢlemi yapma yetkisine de sahiptir. Ancak, BMMYK‘nın bu tespitleri ne devletler tarafından yürütülen MSB‘nin yerine geçmekte ne de kendi MSB prosedürlerini yürüten devletleri yasal olarak bağlamaktadır. Daha önce BMMYK tarafından mülteci olarak tanınmıĢ bir kiĢi bir devlete yeniden sığınma baĢvurusunda bulunduğunda kilit bir soru ortaya çıkmaktadır: Devlet, BMMYK‘nın tespitini dikkate almak zorunda mıdır ve eğer öyleyse, ne ölçüde dikkate almak zorundadır? Bu makale, BMMYK‘nın MSB sürecinin, devletlerin MSB yapma yetkisi üzerindeki etkilerini, yetkisini ve hukuki bağlayıcılığını, uluslararası hukuk ve küresel idare hukuku perspektiflerinden ele alarak incelemektedir.
This article examines the differences between substantive and procedural law in the specific context of refugee status determination (RSD), with a particular focus on the concept and function of administrative acts within the global administrative space. From the perspective of substantive law, the definition of a refugee is provided by the 1951 Convention and the 1967 Protocol Relating to the Status of Refugees in a unified and clearly specified manner. As a result, RSD is considered declaratory, and not constitutive. In contrast, procedural law regarding RSD is decentralized, with individual states retaining the authority to conduct determinations. This situation can be described as: ―substantive law is global, procedural law is domestic.‖ The UNHCR, as the global refugee agency, also holds the authority to conduct RSD. However, its determinations neither substitute for state-conducted RSD nor legally bind states conducting their own RSD procedures. A key question arises when an individual who has previously been recognized as a refugee by the UNHCR applies for asylum anew to a state: Is the state required to take the UNHCR‘s determination into account, and if so, to what extent? This article specifically explores the implications, authority, and legal weight of UNHCR‘s RSD in relation to states‘ power to conduct RSD, drawing on perspectives from international and global administrative law.










